Kategori Konu Başlığı Cevaplar Kullanıcı
О сайте / форуме Откуда вы узнали? 0 unreal

MasterSkript - evrensel portal yöneticileri ise nerede Siteniz için her şeyi bulabilirsiniz . Script CMS , Eklentileri , Grafik ve daha fazlası. talimatlar yükleme yardımı , hataları giderir , ve tüm yapabilirsiniz Web sitemizde bulunamadı. Biz de var ayarlayabilirsiniz
üzerinde Forumu herhangi bir soru .
«    Mart 2015    »
PtSaÇrPrCuCtPz
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031 

Kemoterapi Tedavi Sonrasında Acil Durumlar Nedir?

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 202

TV2 Resim

Kemoterapi Alınan Dönemde Günlük Yaşantı Nasıl Olmalıdır?

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 60

Kemoterapi Alınan Dönemde Günlük Yaşantı Nasıl Olmalıdır? Resim

 

Kemoterapi Alınan Dönemde Günlük Yaşantı Nasıl Olmalıdır?

 

– Kemoterapi tedavisi döneminde, alınan ilaçlara bağlı olarak bazı yan etkilerin görülebileceği ve bu yan etkilerin kontrolüne yönelik önlemler alarak, çocuğunuzun normal yaşamını sürdürebilmesini sağlayabileceğiniz sitemizde önceki bölümlerde açıklanarak, görülebilecek yan etkiler bir liste halinde verilmiştir. Bunun yanı sıra çocuğunuzun günlük yaşantısında alacağınız bazı önlemler de tedavi dönemini daha rahat geçirmesini sağlayacaktır.

 

Özetleyecek olursak bu önlemlerden bazıları şunlardır;

 

1. Çocuğunuzu kalabalık, havasız, tozlu, sigara dumanı olan ortamlardan uzak tutunuz. Ziyaret kısıtlaması yapınız. Çocuğunuzu öpüşme, tokalaşma gibi yakın temaslardan koruyunuz.

2. Soğuk algınlığı (nezle), grip, su çiçeği veya kızamık gibi bulaşıcı hastalığı olduğunu bildiğiniz kişiler ile bir arada bulundurmayınız.

3. Kemoterapi alan çocuk devamlı yatmak zorunda değildir, kabalık olmayan ortamlarda kendini fazla yormadan oyun oynamasını sağlayınız.

4. Mümkün ise çocuğunuzu ayrı odada yatırınız ve odasının havadar olmasına dikkat ediniz.

5. Çocuğunuzun tabak, çatal, kaşık ve bıçağının ayrı olmasına dikkat ediniz.

Kemoterapi Tedavi Sırasında Okula Gitme

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 58

Kemoterapi Tedavi Sırasında Okula Gitme Resim

 

Kemoterapi Tedavi Sırasında Okula Gitme

 

 - Çocuğunuz hastalığına ve tedavisine bağlı olarak okul yaşantısı ile ilgili sorunlar yaşayabilir. Kemoterapi tedavisine bağlı olarak çocuklarda bulantı, kusma, iştahsızlık, ishal, kabızlık, yorgunluk, ağrı gibi fiziksel yakınmalar görülebilmekte ya da bağışıklık sistemi baskılanan çocuğun bulaşıcı hastalıklara yakalanma riski artabilmektedir.

 

 - Bu yakınmalar çocuğunuzun günlük yaşam aktivitelerini sürdürmesini, okula gitmesini ve okul başarısını etkileyebilmektedir. Bu nedenle çocuğunuz, sağlık durumu ve tedavisi izin verdiğinde doktorunuza danışarak okula dönebilir. Bu dönemde çoğunlukla evde eğitim alması tercih edilmektedir.

Kemoterapi Tedavi Sırasında Aşılama

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 78

Kemoterapi Tedavi Sırasında Aşılama Resim

 

Kemoterapi Tedavi Sırasında Aşılama

 

– Kemoterapi tedavisi sırasında çocuğunuza viral ya da bakteriyel canlı aşıların yapılması önerilmez. Canlı aşılar; kızamık, kızamıkçık, kabakulak, su çiçeği ve çocuk felci aşılarıdır. Bu aşılar kemoterapi tedavisinin tamamlanmasından 3 ay, tercihen 6 ay sonra uygulanmalıdır. Çocuğunuzu yakın zamanda canlı aşı olmuş kişiler ile de aynı ortamda bulundurmayınız. Ayrıca çocuğunuz su çiçeği geçirmediyse ve su çiçeği geçiren birisiyle aynı ortamda bulunduysa hemen doktorunuza başvurunuz.

Kemoterapinin Üreme Sistemi Ve Cinsel Yaşam Üzerine Etkileri Nedir?

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 60

Kemoterapinin Üreme Sistemi Ve Cinsel Yaşam Üzerine Etkileri Nedir? Resim

Kemoterapinin Üreme Sistemi Ve Cinsel Yaşam Üzerine Etkileri Nedir?

 

– Kemoterapötik ilaçların bazıları, kadın veya erkekte cinsel organları ve fonksiyonlarını etkileyebilir. Bu etkiler; kullanılan ilaca, bireyin yaşına ve genel durumuna göre değişebilmektedir.

 

• Kemoterapinin anne karnında gelişen bebeğe zararlı etkileri nedeniyle kızların hamile kalması sakıncalıdır. Bu dönemde etkin bir doğum kontrol yöntemine devam edilmesi gerekmektedir.

• Kemoterapi alan kızların, adet görüyorlarsa adet düzenleri bozulabilir veya ilaç alırken adetten kesilebilirler.

Kemoterapi Tedavi Sırasında Saç Dökülmesi

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 44

Kemoterapi Tedavi Sırasında Saç Dökülmesi Resim

 

Kemoterapi Tedavi Sırasında Saç Dökülmesi

 

– Saç köklerindeki hücreler saçların büyümesinden ve devamlılığından sorumludur. Kemoterapi ilaçlarının bazıları bu hücreleri etkileyerek kısmi ya da tam saç kaybına neden olabilirler. Saç kaybı, yalnızca kafa C derisinde olmaz. Aynı zamanda vücudun diğer kısımlarındaki tüyler de (kaş, kirpik, koltuk altı, bacak arasındaki tüyler) dökülebilir.

 

– Saç/kıl kaybı bazı kemoterapi ilaçlarında, ilacı aldıktan sonra 10-21 gün içinde başlayabilir ve 1 ya da 2 ay içinde tamamlanır. Genellikle dökülme ilk saçlarda başlamasına rağmen, tedavinin devamı ile vücuttaki tüm kıllarda belli oranda azalmalar görülür.

Kemoterapinin Cilt Ve Tırnaklara Etkisi Nedir?

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 49

Kemoterapinin Cilt Ve Tırnaklara Etkisi Nedir? Resim

 

Kemoterapinin Cilt Ve Tırnaklara Etkisi Nedir?

 

– Kemoterapi ilaçlarının cildi etkilemesi sonucunda nadiren kızarıklık, kaşıntı, cilt kuruluğu, döküntü, soyulma, sivilcelenme, güneşe karşı hassasiyet artışı gibi cilt sorunları ortaya çıkmaktadır. Bazı ilaçlar cilt renginde koyulaşmalara yol açarken, bazı ilaçlar da tırnaklarda kolay kırılma, üzerlerinde çizgilenmeler ve renk değişiklikleri gibi sorunlara yol açabilmektedirler. Renk değişiklikleri çocuğunuzun tedavisi tamamlandıktan sonra zamanla kaybolacaktır.

 

 – Bu yan etkilere karşı dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır;

 

• Çocuğunuzu kemoterapi alırken mümkün olduğunca güneş ışığına maruz bırakmayınız.

Kemoterapi Tedavi Sırasında İdrar Değişiklikleri

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 61

Kemoterapi Tedavi Sırasında İdrar Değişiklikleri Resim

 

Kemoterapi Tedavi Sırasında İdrar Değişiklikleri

 

– Tedavi sırasında verilen kemoterapi ilacı renkli ise, çocuğunuzun idrarının rengi de değişebilir ya da içmiş olduğu bazı içeceklerde idrar renginde değişiklik yapabilir.

 

– Çocuğunuzun idrar renginin değişmesi, geçici bir durumdur. Bu durumda; çocuğunuza bol sıvı vererek idrar miktarının fazla olmasını ve idrarını tutmasını engelleyip, sık sık tuvalete gitmesini sağlayınız. İdrar rengi zamanla düzelecektir.

Kemoterapi Tedavi Sırasında Kabızlık

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 50

Kemoterapi Tedavi Sırasında Kabızlık Resim

Kemoterapi Tedavi Sırasında Kabızlık

 

Kabızlık; Karında aşırı gerginlik, şişkinlik, dışkılamayı takiben tamamlanmamış dışkılama hissi, dışkının sertleşmesi, gaz artışı, karında kramp ya da ağrı ile birlikte dışkılama sıklığında azalma olarak tanımlanmaktadır.

 

– Bazen ishalin tam tersine, kemoterapi ilaçlarına bağlı olarak kabızlık gelişebilmektedir. Bazen de her zamankinden daha az yemek yeme ya da hareketsizlik nedeniyle görülebilmektedir. Bu durumda doktorunuzun önerisi olmaksızın kendi kendinize müshil ya da herhangi bir ilaç kullanmayınız.

 

- Çocuğunuzun kabız olmasını önlemek için yardımcı bazı öneriler şunlardır;

Kemoterapi Tedavi Sırasında İshal

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 49

Kemoterapi Tedavi Sırasında İshal Resim

 

Kemoterapi Tedavi Sırasında İshal

 

İshal; Bağırsak alışkanlığının normal şeklinden farklı olarak, dışkının sıvı içeriği veya miktarında artış olmasıdır. Kemoterapi ilaçları, mide bağırsak kanalını örten hücreleri etkilediği için ishal meydana gelebilir.

 

– Çocuğunuzun günde 3 kereden fazla sulu dışkılaması, şiddetli karın ağrısı varsa veya dışkısı kanlı ise mutlaka doktorunuza ya da hemşirenize haber veriniz.

 

– Çocuğunuzun ishalini kontrol altına almanız için yardımcı bazı öneriler şunlardır;

Kemoterapi Tedavi Sırasında İştahsızlık

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 28

Kemoterapi Tedavi Sırasında İştahsızlık Resim

 

Kemoterapi Tedavi Sırasında İştahsızlık

 

– Kemoterapi ilaçları iştah azalmasına neden olabilmektedir. Kemoterapi alırken; bulantı, kusma, tat duyusunda azalma, ağız-boğaz yaraları, ishal, hastalığından kaynaklanan ağrılar ve uyku bozuklukları vb. yan etkiler görülmesi iştahı azaltan diğer unsurlardır. İştahsızlık da ciddi kilo kaybı ile sonuçlanabilmektedir. Bu nedenle çocuğunuzun iştahsızlık ve kilo kaybı durumu yakından takip edilmelidir.

 

- Tedavi süresince iyi ve dengeli beslenme, vücudun güçlenmesini sağlayarak hastalıkla ve tedavinin yan etkileri ile daha iyi mücadele edilmesin ve mümkün olan en kısa sürede iyileşmeye yardımcı olmaktadır.

Kemoterapi İlaçlarında Bulantı Ve Kusma

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 47

Kemoterapi İlaçlarında Bulantı Ve Kusma Resim

Kemoterapi İlaçlarında Bulantı Ve Kusma

 

– Kemoterapi ilaçlarının bir kısmı, beyindeki kusma merkezini ve mideyi etkileyerek bulantı ve/veya kusmaya neden olabilmektedir.

 

– Bazen de hiç görülmeyebilir. Bulantı ve kusma, tedaviden hemen sonra başlayabileceği gibi 8-12 saat sonra da başlayabilir. Bazı kişiler ise tedaviden önce bulantı hissedebilirler. Bu duruma “öğrenilmiş bulantı” adı verilmektedir.

 

– Bulantı ve kusma, tehlikeli olmamakla birlikte rahatsız edici, hoş olmayan bir durumdur ve bulantı-kusmayı önleyici ilaçların uygulanması ile kontrol altına alınabilmekte ya da azaltılabilmektedir.

 

 – Bulantı giderici ilaç almanın yanı sıra çocuğunuzun bulantı hissini azaltmak için şu önerilere uymanız çocuğunuz için faydalı olacaktır;

 

• Çocuğunuzun çevresinde rahatsızlık hissi veren koku ve gürültüleri azaltınız. Mümkünse sakin bir ortamda yemek yedirmeyi deneyiniz. Huzurlu bir atmosferde yenen ı yemek çocuğunuzu sakinleştirecek ve yemesini kolaylaştıracaktır. Oda havalandırılmış olmalı ve ortamda yemek kokusu olmamalıdır.
• Çocuğunuza rahat giyecekler giydirmeli, çocuğun özellikle karın bölgesini sıkan giysilerden kaçınılmalıdır.

Kemoterapi Tedavisinde İyi Bir Ağız Bakımı için Uymanız Gerekenler

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 56

Kemoterapi Tedavisinde İyi Bir Ağız Bakımı için Uymanız Gerekenler Resim

 

Kemoterapi Tedavisinde İyi Bir Ağız Bakımı için Uymanız Gerekenler

 

• Çocuğunuzun ağzında diş çürüğü ya da ağrı vb. problemleri varsa, kemoterapi almadan önce mutlaka diş hekimi muayenesi olması ve bu problemlerin tedavi edilmesi gerekmektedir.

• Çocuğunuzun ağzını günde 2 kez yara belirtileri (kızarıklık, renk değişikliği, beyaz alanlar, uçuk, şişlik) yönünden kontrol ediniz.

 

– Herhangi bir his ya da tat değişikliği yönünden değerlendiriniz. Bu belirtileri fark ettiğinizde mutlaka doktorunuza ya da hemşirenize haber veriniz.

 

• Çocuğunuzun dişlerini her yemekten sonra ve yatmadan önce yumuşak bir diş fırçası ile fırçalamasını sağlayınız. Diş fırçasının yumuşaklığını arttırabilmek için, her fırçalamadan önce diş fırçasını sıcak suya batırabilirsiniz.

• Diş macunu olarak ise, fluorid ve karbonat içeren diş macunlarının kullanılması tavsiye edilmektedir.
• Çocuğunuzun diş fırçasını 3 ayda bir yenisi ile değiştiriniz.

• Çocuğunuzun günde en az 4 kez, dişlerini fırçaladıktan sonra (sabah, öğle, akşam yemeğinden sonra ve gece yatmadan önce) GARGARA yapmasını sağlayınız. Gargara yapmak, çocuğunuzun ağzındaki asidi azaltacak, kuruluk ve yaraların oluşmasın engellemeye yardımcı olacaktır.

Kemoterapi Sırasındaki Ağız Yaraları (Mukozit)

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 30

Kemoterapi Sırasındaki Ağız Yaraları (Mukozit) Resim

 

Kemoterapi Sırasındaki Ağız Yaraları (Mukozit)

 

– Sindirim sistemi ağız ile başlar. Kemoterapi ilaçları, ağız boşluğundaki hücrelere olumsuz etki yaparak, önce kuruluk ve tahrişlere, daha sonra da yara (mukozit ya da stomatit) denilen ağız sorunlarının oluşumuna neden olabilmektedir.

Kemoterapinin Sindirim Ve Boşaltım Sistemi Üzerine Etkileri

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 34

Kemoterapinin Sindirim Ve Boşaltım Sistemi Üzerine Etkileri Resim

 

Şekil 1: Sindirim Sistemi

 

Kemoterapinin Sindirim Ve Boşaltım Sistemi Üzerine Etkileri

 

• Vücut için gereken besinlerin alınması, sindirilmesi, emilmesi ve artık maddelerin vücuttan atılması sindirim sistemi sayesinde gerçekleşmektedir.

• Sindirim kanalının ana kısımları ağız, dil, yutak, yemek borusu, mide, ince bağırsak, kalın bağırsak (kolon), rektum ve anüs’tür (bakınız Şekil 1).

• Kemoterapi ilaçlarının sindirim sistemi üzerine de bazı yan etkileri görülebilmektedir.

Kemoterapide Kanama Hakkında Bilgiler

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 36

Kemoterapide Yaralanma Resim

Kemoterapide Kanama Hakkında Bilgiler

 

Kan pulcukları (trombositler), bir yerimiz kesildiğinde başlayan kanamayı pıhtı oluşturarak durduran kanın en küçük hücreleridir (bakınız Şekil 1). Kemoterapi ilaçları, kemik iliğini etkileyerek kan pulcuklarının (trombosit) sayısını azaltırlar. Sayıları çok azaldığında, kanamaya eğilim belirtileri görülür.

Kan Pulcukları Trombositler Resim

Şekil 1: Kan Pulcukları (Trombositler) ve Kırmızı Kan Hücreleri (Eritrosit/Kırmızı Küre)

 

Kanamaya Eğilim Belirtileri;

 

• Ufak bir çarpma ya da yaralanmada deride morlukların olması,

• Özellikle ağız içi, el ve ayaklarda ya da çocuğunuzun herhangi bir bölgesinde toplu iğne başı büyüklüğünde kırmızı lekeler, döküntüler olması.

Kemoterapide Enfeksiyon Hakkında Bilgiler

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 28

Kemoterapide Enfeksiyon Hakkında Bilgiler Resim

Kemoterapide Enfeksiyon Hakkında Bilgiler

 

Beyaz kan hücreleri (lökosit/akyuvar/beyaz küre), vücudumuzun çeşitli mikroplara ve yabancı maddelere karşı savunma hücreleridir. Bu hücreler normal değerinin altına düştüğünde, vücudun enfeksiyonlara karşı direnci azalır ve salgın mikrobik hastalıklar ile mücadelesi zorlaşır. Bu nedenle çocuğunuzun beyaz kan hücreleri normalden düşük olduğunda, enfeksiyonlardan korunmak için belirli önlemleri almanız son derece önemlidir.

 

 

Enfeksiyonlardan Korunmak İçin Öneriler;

 

El yıkama en önemli hususlardandır. Çocuğunuzun gün içerisinde ellerini sık aralıklarla su ve sabunla yıkamasına özen gösteriniz.

Kansızlık (Anemi) Ve Yorgunluk

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 32

Kansızlık (Anemi) Ve Yorgunluk

Toplam kan hacminin yaklaşık yarısına yakınını oluşturan kırmızı kan hücrelerinin görevi, akciğerlerden aldıkları oksijeni dokularımıza ve hücrelerimize taşımaktır. (Bakınız Şekil 1). Bu hücrelerin sayılarının azalması durumunda; dokulara enerji için gerekli oksijen yeterince taşınamaz.

Kırmızı Kan Hücresi Resim

Şekil 1: Kırmızı Kan Hücreleri (Eritrosit/Kırmızı Küre)

 

– Bu durumda;

 

• Halsizlik,
• Yorgunluk,
• Kuvvet Kaybı,
• Nefes Darlığı,
• Göğüs Ağrısı,
• Çarpıntı,
• Uyumada Güçlük,
• Baş Ağrısı,
• Baş Dönmesi,
• Göz Kararması,
• Kulak Çınlaması,
• Soğuğa Tahammülsüzlük gibi

 

Kansızlık (Anemi) belirtileri görülür.

 

 – Çocuğunuzun Kansızlığa Bağlı Halsizlik ve Yorgunluk Hissini Azaltmak İçin;

 

• İstirahat etmesini sağlayınız.

Kemoterapinin Vücut Sistemlerine Etkileri

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 51

Kemoterapinin Vücut Sistemlerine Etkileri

Kemoterapinin Kemik İliğine Etkileri

Kemik İliği Resim

Kemik iliği, kemiklerin ortasında bulunan yağlı ve gözenekli bir dokudur.

Kemik İliği Resim

Kemik iliğinde

  • Kırmızı kan hücreleri (eritrosit/alyuvar/kırmızı küre)
  • Beyaz kan hücreleri (lökosit/akyuvar/beyaz küre)
  • Kan pulcukları (trombosit) üretilmektedir.

Kemoterapinin Yan Etkileri Ne Kadar Sürer?

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 39

Kemoterapinin Yan Etkileri Ne Kadar Sürer? Resim

Kemoterapinin Yan Etkileri Ne Kadar Sürer?

 

– Yan etkiler; kullanılan ilacın türüne, dozuna, çocuğunuzun genel sağlık durumuna göre değişiklikler gösterir. Yan etkilerin bazıları çocuğunuzun ve sizin doğrudan hissedeceğiniz türden olurken, bazıları da ancak bir takım kan tetkikleri ile anlaşılabilmektedir.

 

– Yan etkiler, erken ve geç olarak iki şekilde görülebilmektedir. Erken yan etkiler, genellikle çocuğunuz kemoterapi aldığı sürece oluşmakta, tedavisi tamamlandığında ise kaybolmaktadır. Geç yan etkiler ise kemoterapi alırken hastayı rahatsız etmemekte, daha uzun sürede ortaya çıkabilmektedir.

Kemoterapinin Yan Etkileri Var Mıdır?

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 32

Kemoterapinin Yan Etkileri Var Mıdır? Resim

Kemoterapinin Yan Etkileri Var Mıdır?

 

– Tedavinizde kullanılan kemoterapi ilaçları, kanser hücrelerinin çoğalmasını ve büyümesini engelleyerek etkili olurlar. Vücudumuzda normal olarak hızlı çoğalması gereken hücreler de vardır.

 

– Kemoterapi ilaçları kanserli hücrelere zarar verirken, fonksiyonları gereği vücudun bu normal büyüyen ve bölünen hücrelerini de etkileyebilmektedirler.

 

– Kemoterapiden en çok etkilenen normal vücut hücreleri; mide-bağırsak kanalı, kemik iliği (kemiğin içindeki yeni kan hücreleri üreten süngerimsi madde), mesane (idrar torbası), kan hücreleri ve saç kökü hücreleri gibi en hızlı çoğalan hücrelerdir.

Çocuğum Evde Sürekli Kullandığı İlaçları, Kemoterapi Sırasında da Alabilir mi?

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 32

Çocuğum Evde Sürekli Kullandığı İlaçları, Kemoterapi Sırasında da Alabilir mi? Resim

Çocuğum Evde Sürekli Kullandığı İlaçları, Kemoterapi Sırasında da Alabilir mi?

 

– Bazı ilaçların kemoterapi ilaçları ile etkileşimleri olabilir ve birbirlerinin etkisini bozabilir. Çocuğunuzun evde sürekli kullandığı ilaçlar varsa, kemoterapiye başlamadan önce mutlaka her bir ilacın ismini, dozunu ve ne sıklıkta kullandığını doktorunuza bildiriniz.

Kemoterapi Uygulaması Sırasında Ağrı Hissedilir mi?

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 33

Kemoterapi Uygulaması Sırasında Ağrı Hissedilir mi? Resim

Kemoterapi Uygulaması Sırasında Ağrı Hissedilir mi?

 

– Genel olarak kemoterapiye bağlı ağrı olmaz. Fakat çocuğunuzun,

  •  Hastalığına,
  •  Yapılan işleme,
  •  Tedavilere bağlı olarak ağrısı olabilir.

– Ancak çocuğunuz, kan alma ya da herhangi bir enjeksiyon sırasında hissettiğinden daha fazla ağrı ya da acı hissetmeyecektir. Bazen de verilen ilaçlara bağlı olarak ilacın verildiği damarda sertleşme, renk koyuluğu ya da ağrı meydana gelebileceği unutulmamalıdır.

Kemoterapi Uygulaması Sırasında Nelere Dikkat Etmeliyim?

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 29

Kemoterapi Uygulaması Sırasında Nelere Dikkat Etmeliyim? Resim

Kemoterapi Uygulaması Sırasında Nelere Dikkat Etmeliyim?

 

– Bazen ilaç damar dışına sızabilir. Damar dışına çıkan bazı ilaçlar o bölgede nekroz adı verilen yara oluşmasına yol açarlar. İlacın damar dışına kaçmaması için çocuğunuza tespit edilen iğnenin yerinden oynamamasına dikkat ediniz.

 

– Çocuğunuz, iğnenin takılı olduğu damar çevresinde “kızarıklık, ağrı, acı, şişlik, yanma, soğukluk hissi vb.” durumları ifade ediyorsa ya da bu belirtileri fark ettiğinizde hemşirenize haber veriniz. Bu durum iğnenin damar dışına çıkması sonucu olabilir ve hemen müdahale edilmezse ileride o bölgede doku hasarı meydana gelebilir.

Kemoterapi Alırken Çocuğumun Hastanede Yatması Gerekir Mi?

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 27

Kemoterapi Alırken Çocuğumun Hastanede Yatması Gerekir Mi? Resim

Kemoterapi Alırken Çocuğumun Hastanede Yatması Gerekir Mi?

 

– Kemoterapi alan her hastanın hastanede yatması gerekmez. Ayaktan Tedavi Ünitesi’nde de kemoterapi tedavisi uygulanabilmektedir.

 

– Ancak çocuğunuzun güvenliği açısından ilk kez kemoterapi uygulanacak hastalar, yüksek doz kemoterapi uygulanacak hastalar ya da yan etki gelişme riski yüksek olan hastalar vb. durumlarda tercihen hastaneye yatırılarak tedavi verilmektedir.

 

– Çocuğunuzun tedaviyi nerede alacağı ve tedavi şekli, doktorunuz tarafından belirlenecektir.

Kemoterapi Uygulama Sıklığı ve Süresi Ne Kadardır?

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 60

Kemoterapi Uygulama Sıklığı ve Süresi Ne Kadardır? Resim

Kemoterapi Uygulama Sıklığı ve Süresi Ne Kadardır?

 

– Kemoterapi aralıkları, tedavi protokollerine göre değişir. Kemoterapi tedavisinin uygulama süresi ve sıklığı, çocuğunuzun hastalığının türü ve durumuna göre özel olarak seçilen kemoterapi protokolüne bağlıdır. Tedavi ile elde edilen cevaba ve oluşan yan etkilere göre, süre ve sıklık doktorunuz tarafından değiştirilebilir.

Kemoterapi İlaçları Nasıl Verilir?

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 32

Kemoterapi İlaçları Nasıl Verilir? Resim

Kemoterapi İlaçları Nasıl Verilir?

 

– Kemoterapi ilaçları genellikle dört yolla verilir;

 

• Ağızdan tablet ya da kapsül şeklinde,
• Kas içine ya da cilt altına enjeksiyon yolu ile,
• Damardan infüzyon şeklinde,
• Bölgesel olarak (organa yönelik uygulanan tedavi; karın içine, akciğer zarı içine, beyin omurilik suyu içine vb.) uygulanabilmektedir.

 

– Bazı ilaçlar, sindirim yoluyla emilemediği için damardan verilmektedir. Damar yoluyla verilen ilaçlar, dolaşıma hemen katıldığı için etkileri çabuk olmaktadır. Bazen kemoterapi uygulaması için iki ya da üç yol birlikte kullanılabilmektedir.

Kemoterapi Nasıl Etkili Olur?

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 25

Kemoterapi Nasıl Etkili Olur? Resim

 

Kemoterapi Nasıl Etkili Olur?

 

Kemoterapi ilaçları, kanser hücrelerinin çoğalmasını ve büyümesini engelleyerek etkili olurlar. Kontrolsüz çoğalma gösteren kanser hücreleri, normal hücrelere göre aşırı derecede çoğaldıkları için, hücre çoğalma ve bölünmesini engelleyen kemoterapi ilaçlarına aşırı duyarlıdırlar.

Kemoterapi Nedir?

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 28

Kemoterapi Nedir? Resim

Kemoterapi Nedir?

 

– Kemoterapi tek başına uygulanabileceği gibi, diğer tedaviler (cerrahi veya radyoterapi) ile birlikte arka arkaya veya eş zamanlı olarak da uygulanabilmektedir. Örneğin; Ameliyat öncesinde tümörü küçültmek amacıyla ya da ameliyattan sonra yayılmasını önlemek için kemoterapi uygulanabilir. Aynı uygulamalar radyoterapi (ışın tedavisi) öncesinde ve sonrasında yapılabildiği gibi, radyoterapi ile aynı anda çeşitli yöntemlerle de kemoterapi uygulanabilir.

Kanser Nedir?

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 44

Kanser Nedir? Resim

Kanser Nedir?

 

– Vücudumuzda bulunan tüm organ ve dokular bir düzen içinde çalışırlar. Bunları oluşturan hücreler, belirli bir düzen içinde büyür, bölünür, çoğalır ve ölürler. Vücudumuzdaki normal hücrelerin çoğalması sırasındaki kontrol mekanizmalarının değişmesi, anormal hücrelerin oluşmasına neden olmaktadır.

Trombosit Nedir? Trombosit Anlamı Nedir? (Platelet, Kan Pulcukları)

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 95

Trombosit Nedir? Trombosit Anlamı Nedir? (Platelet, Kan Pulcukları) Resim

Trombosit Nedir? Trombosit Anlamı Nedir? (Platelet, Kan Pulcukları)

 

– Kanımızın olmazsa olmaz elemanlarından biridir. Trombosit’in en büyük görevlerinden biri ise kanamayı durdurmasıdır. Trombosit sayısı çok önemlidir. Kan’da bulunan trombosit miktarı az ise yara alındığında (Düşme veya Kesilme, Vs.) yaranın kapanması uzun sürecek yada kapanmayacaktır. En ufak bir çarpma yada çarpışmada bile kanamaya sebep olacaktır. Trombosit fazlalığında ise damarın içerisinde bulunan tromboz yani pıhtı oluşumuna sebep olabilmektedir. Sağlıklı ve yetişkin bir insanda bulunması gereken oran ise 150 bin ile 400 bin arasında trombosit hücresi bulunmalıdır.

 

– Trombosit’lerin yapımını üstlenmiş olan kemik iliğinde megakaryosit olarak isimlendirilmiş olan büyük hücrelerin parçalanması ile meydana gelmektedirler.

Sarı Kan Nedir? Trombosit Kan Nedir?

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 37

Sarı Kan Nedir? Trombosit Kan Nedir? Resim

Sarı Kan Nedir? Trombosit Kan Nedir?

(Trombosit Kan Halk Arasında Kanın Rengi Sarı Olduğu İçin Sarı Kan olarak telafuz edilmektedir.)

 

– Kanın sıvı kısmından oluşan, Kan plazmasıdır. Plazmanın rengi hafif sarıdan oluşur. Sarı Kan içeriğinde tuzlar (elektrolikler), hormonlar, su, glukoz, kan proteinleri, hormonlar, çeşitli metabolizmal maddelerin barındırmış olduğu sıvıya Sarı Kan denir.

 

– Trombosit Kan (Sarı Kan) verme şekli çok farklıdır. Normal kan vermeye benzememek ile birlikte 2 kol dan damar yolu açılır. Bir koldan kan alınmak sureti ile makinaya iletilir. Makinada kan ayrıştıktan sonra diğer kola açılmış olan damar yoluna kan iletilir. Yaklaşık bu işlem 1 saat sürmektedir. Trombosit Kan (Sarı Kan) bağışlayan bir donör 1 hafta sonra tekrar Sarı Kan Bağışı yapabilmektedir. (Kırmızı Kan Bağışı yapan en az 3 ay sonra tekrar bağış yapabilmektedir.)

Spesifik Servikal Başağrısı Sendromları

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 27

Baş ve Boyun Ağrıları

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 49

Boyun Ağrıları

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 30

Yüz Ağrıları Nedir?

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 30

Nörolojik Klinik Sendromları

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 34

Temporomandibular Eklemin Anatomisi,Oluşum Ve Gelişimi Nedir?

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 165

Temporomandibular Eklemin Anatomik Ve Fonksiyonel Özellikleri Nelerdir?

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 32

Memelilerde Beslenme Alışkanlıklarına Göre Temporomandibular Eklemin Fonksiyon Ve Morfolojisi

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 38

Temporomandibular Eklem Oluşum Ve Gelişimi Nedir?

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 17

TME Rahatsızlıklarının Geçmiş Hikayesinin Alınması

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 43

Temporomandibuler Eklem Ağrı Diseonksiyonlarına Genel Yaklaşım

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 69

Temporomandibuler Eklem Ağrıları Nelerdir?

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 92

Serviko Fasiyal ve Baş Ağrılarına Kulak-Burun-Boğaz Baş Boyun Cerrahisi Disiplini Açısından Yaklaşım

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 80

Fasiyal Ağrı Sendromları

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 32

Mukozal Temas Bölgeleri Ve Baş Ağrısı

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 31

Kas Egzersizi Tedavisinde Yapılacaklar Ve Yapılmaması Gerekenler

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 27

Çiğneme Kaslarının Ağrıları Nelerdir?

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 29

Kronik Psikojenik Ağrılar

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 34

Damarsal Ağrılar

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 27

Diğer İskelet-Kas Ağrıları (Kemiksel, Feriostal, Yumuşak Doku)

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 33

Diğer Çevresel Ağrılar (Mukozal, Glandular, Göz, Kulak)

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 25

Tme Ağrıları

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 25

Nörojen Ağrılar (Nöropati Ağrıları, Deafferentasyon Ağrıları)

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 28

Orofasiyal Ağrı Belirtilerinin Sınıflandırılması

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 20

Kas Kaynaklı Ağrılar (Çiğneme Kaslarının Ağrıları Dahil)

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 78

Dental Kaynaklı Ağrılar

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 22

Kütanoz Ve Mukogingival Kaynaklı Ağrılar

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 87

Orofasiyal Ağrıların Sınıflandırılması

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 25

Orofasiyal Ağrı Kategorileri

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 20

Kısmi Selektif Mölleme Nedir?

Selektif Mölleme Sonrası Yapılan İşlemler Nelerdir?

Fonksiyonel Çapraz Kapanış Nedir?

Çapraz Kapanışta Selektif Mölleme Nedir?

1. Kabul Edilebilir Sentrik İlişki Temaslarının Oluşturulması

3. Hasta Dik Otururken Oklüzyonun Değerlendirilmesi

4. Olası Parafonksiyonel Alışkanlıklarda Oluşan Erken Temasların Ortadan Kaldırılması

3. Protrusiv Temasların Düzenlenmesi

2. Kabul Edilebilir Lateral Ve Protrusiv Rehberliğin Oluşturulması

Selektif Mölleme Aşamaları Nelerdir?

Selektif Möllemede Önemli Hususlar Nelerdir?

Tedavi Planı – Selektif Möllemenin Sınırları Nelerdir?

Oklüzyon Kaynaklı Ağrılarda Selektif Möllemenin Yeri Nedir?

Sekonder veya Rekürrent Labial Ve İntraoral Herpes

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 27

Kandidiazis Nedir

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 31

Travma Nedir?

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 26

Kanser Ağrısı

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 38

Ağrılı Ağız – Dil Yanması Sendromu

Yazar: ByLucky Yorumlar: 1 Gösterim: 29

Ağrılı Ağız – Dil Yanması Sendromu Resim

 

- Bu tip ağrılar, sabit, devamlı, tipik somatik ağrı olarak tanımlanan oral yakınmalardır.

 

- Semptomlar dil ile sınırlı ise, dil yanması veya glossodyn terimi kullanılır. Ağız yanması sendromlu hastalar tipik olarak ağızlarını sanki yanıyormuş, haşlanıyormuş gibi karakterize ederler. Ağrı‘nın lokalizasyonu hareket bölgesindedir, dolayısıyla fonksiyonel hareketler sonucu dişlerin abraziv etkileri düşünülebilir. Lokalizasyon hangi dokunun ve nerede travmatize olduğuna bağlıdır. Bazı durumlarda hiperemi, inflamasyon yada ülserasyon da olabilir. İrritasyon bölgesinin sekonder infeksiyonu, tabloyu şiddetlendirebilir. Ağrıdan dolayı fonksiyonel hareketlerin azalmasına bağlı olarak ağrı azalır ve bu azalma ile tekrar başlayan sürtünme sonucu tekrar artarak bir siklus oluşturur.

 

- Dilin ucu ya da bir yanı olaya dahil olabilir. Dudakların iç tarafı da yaygın olarak etkilenir. Lokalize yanık hissi bir de hareketli bölgedeyse ağrı oluşacaktır.

 

- Tüm oral irritanlar hastanın rahatsızlığını arttırır. Özellikle, fazla baharatlı yiyecekler, sıcak içecekler, asitli içecekler, koyu çay yada kahve, bazı içecekler, diş macunları, gargaralar, ilaçlar gibi. Bazen çiğneme o kadar zorlaşırki, beslenme bozuklukları bile oluşabilir.

Nörojen Ağrılar

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 28

Nörojen Ağrılar Resim

 

Nörojen Ağrılar

 

- Nörojen ağrılar, yüzeyel somatik ağrılara benzeyen özellikler gösterdiğinden, ayırıcı tanı önemlidir.

 

- Travmatik nöroma, lokalizasyonu ile basınçta ve çekme ile artan ağrıyla tanımlanır. Birkaç damla lokal anestezi ile ağrı tamamen kesilir.

 

- Paroksismal nevralji, çevredeki reseptörlerin uyarımıyla tetiklenebilir. Trigeminal nevraljide tetik noktaları baskın olarak kütanöz olup, genellikle dudaklarda yer alır. Bununla birlikte bazen mukogingival tetikleme ile dilden kaynaklanabilir.

 

Glossofarengeal tetik merkezleri farengeal mukozada yer alır, ağrı, yutkunma, konuşma ve çiğneme ile artar. Mukozal tetiklemeyi paroksismal nevraljiden ayırt etmek için toplam etkiler gözönüne alınır; stimulusla orantılı olmayan miktarda ağrı oluşur. Periferal reseptörlerin analjezik blokajı yüzeyel uyarımların tetiklenmesini engeller. Ayrıca mukozal tetik noktalarına uygulanan topikal anestezi ağrı paroksismalarım engeller.

Lokal Sebebi Olmayan Mukogingival Ağrılar

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 48

Lokal Sebebi Olmayan Mukogingival Ağrılar Resim

 

Lokal Sebebi Olmayan Mukogingival Ağrılar

 

- Mukogingival dokulardan kaynaklanan yüzeyel somatik ağrı herhangi bir sebep olmaksızın da ortaya çıkabilir. Bu şikayetler ağız mukozasının aşırı hassasiyeti olarak tanımlanır.

 

- Düşmüş ağrı eşiği, endojen antinosiseptif sistem hasarına bağlı olabilir. Artmış ruhsal stres veya gerginlik de bu etkileri çoğaltabilir. Ayrıca beslenme yada endokrin bozukluğun bu tip şikayetlere neden olduğu bilinmelidir.

 

Ayırıcı Tanı

 

- Kütanöz ve mukogingival dokularda hissedilen ağrılar heterotopik olabilir. Topikal anestezi uygulandığında, ağrı geçmiyorsa şikayet heterotopiktir. Tedavi prosedürleri için heterotopik ağrının çeşidi ve kaynağı tanınmalıdır.

 

Ağrı veya sekonder hiperaljezi; santral uyancı etki oluşturarak, deri ve oral mukogingival dokuları etkiler. Spontan ağrı kolaylıkla anlaşılır. Bununla birlikte, stimulusla artan ağrının ayırt edilebilmesi kolay olmayabilir. Tanıdaki ipucu ağrının sekonder olabileceğine dair olan şüpheciliktir.

İzole Ağrılar

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 41

İzole Ağrılar Resim

 

- Pekçok mukogingival ağrı objektif ve sübjektif belirti verdiğinden teşhiste problem yaratmaz. Dudaktaki herpes simpleks lezyonları, aftöz stomatitisin ülseratif lezyonları örnek olarak gösterilebilir. Travmatik aşınmalar ve ülserasyonlar lokal doku yaralanmalarıdır. Dental kaynaklı dekübital ülserler de oluşabilir.

 

- Ekzostozlar ve kemik çıkıntıları travmaya maruz kaldıklarında, travma aşırı ise mukogingival ülserler oluşarak, alttaki kortikal kemik açığa çıkar ve yüzeyde travmaya yol açabilirler. İyileşmeleri de yavaş olup, beklenen yüzeyel ağrı özelliklerinin yanısıra, derin somatik ağrı özellikleri de gösterebilirler. Periostal ve osseoz yapılar da olaya dahil olursa, karışık ağrılar beklenir. Derin periodontal dokulardaki gingival lezyonlar da bu tür ağrıları yaratabilir.

 

- Örneğin akut inflamatuar periodontal cepler ve selülitis olarak yayılan yüzeyel infeksiyonlar. Karışık özellikteki ağrılar yüzeyel anestetiklerin uygulanmasıyla geçmez ve genellikle santral uyarımlı semptomlar gösterirler.

Hiv Nedeniyle Oluşan Mukogivgival ve Glossal Ağrı

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 36

Hiv Nedeniyle Oluşan Mukogivgival ve Glossal Ağrı Resim

 

Hiv Nedeniyle Oluşan Mukogivgival ve Glossal Ağrı

 

- HIV’li hastalar sıklıkla ağız içi ağrıdan şikayet ederler. En çok ağrılı lezyonlar ülsere ve pek çok patojenin sebep olduğu lezyonlardır. Bunlar mantar infeksiyonları, viral infeksiyonlar ve bakteriyel infeksiyonlardır. Kaposi sarkomlu süperfisyal lezyonlar ve nonspesifik ülserasyonlar da ayrıca ağrı ile sonuçlanırlar. Nonülseratif lezyonlar, nonspesifık mukozitis ile kserestomideki yanan ağrı ve nutrisyonel yetersizlik ile meydana gelebilir.

 

- Tüm bu durumlar tipik olarak HIV infeksiyonlu hastalarda artmış ağrı ile karşımıza çıkarlar.

 

- Sert damakta 4-5 mm çapında tek veya çok ülsere lezyonlara rastlanır. Bunlar akut HIV infeksiyonunun bir parçası olarak

tanımlanır ve tanısı henüz konmamış HIV infeksiyonlu kişilerde infeksiyonun ilk oluşan belirtisidir

Lokal İnfeksiyonlar

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 37

Lokal İnfeksiyonlar Resim

 

Lokal İnfeksiyonlar

 

- Mukogingival dokuların yaygın lokal infeksiyonları generalize yüzeyel somatik ağrı yaratır. Genellikle yan belirtiler olan inflamasyon ve ülserasyon ağrıyı belirginleştirir. Bunlara örnek olarak Vincent gingivitisi ve fungal infeksiyonlar gösterilebilir.

Sistemik Hastalıklar

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 125

Sistemik Hastalıklar Resim

 

Sistemik Hastalıklar

 

Sistemik hastalıklar mukogingival dokuları etkileyen, yaygın ,yüzeyel somatik ağrıyı başlatabilirler. Beslenme bozuklukları, intoksikasyonlar, ekzantamatöz lezyonlar, anemi ve diğer kan bozuklukları, pellegra, diabet, pemfigus, infeksiyonlar bu olaya yol açabilirler.

Hamilelik

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 26

Hamilelik Resim

 

Hamilelik

 

- Hamilelik ve oral kontraseptif kullanımı da ağrılı olabilen durumlara yol açar.

 

- Genellikle olaya sadece mukogingival dokular dahil olup, ağrı yüzeyel somatik tiptedir. Diş etlerinde renk değişimi ve şişlik mevcuttur.

 

- Eğer travma, maloklüzyon, gingivitis ve periodontal sorun varsa bu tür belirtiler sıkça görülür.

Allerjik Reaksiyonlar

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 44

Allerjik Reaksiyonlar Resim

 

Allerjik Reaksiyonlar

 

- Bir çok allerjik yanıt (stomatitis medikamentosa ve stomatitis venenata) yaygın mukogingival ağrılar yaratabilir. Bu bulgu çoğunlukla objektif doku değişimleriyle desteklenir, ayrıca anamnezde de farkedilebilir. Stomatitis venenata genellikle, protez materyali, diş macunları, gargaralar, ruj, topikal ilaçlar, yiyecekler ve katkı maddeleri gibi masum maddelerden oluşabilir. Bazen yüzey deskuamasyonu oluşarak, alttaki damar yatağı açığa çıkar. Bu döküntü aşırıysa, deskuamatif stomatitis tanımı uygun olabilir.

 

- Stomatitis medikamentosa; antibiyotik, sülfanomid,aminopirin, quinin, fenolftalein, barbitüratlar, civa, salisilatlar gibi sistemik ilaçlara karşı oluşan alleıjik reaksiyondur. Bazı eritema multiforme hastalan, Steven-Johnson sendromu, Behçet sendromu da, bu tür allerjik yanıtlar gösterebilir.

Coğrafik Dil

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 62

Coğrafik Dil Resim

 

Coğrafik Dil

 

- Coğrafik dil,dilin lateral yüzleri ve dorsumu üzerinde bir veya daha fazla düz alanların oluşumu ile karakterize etyolojisi bilinmeyen selim bir lezyondur.

 

- Düzleşmiş alanlarda fıliform papilların kaybı söz konusudur. Dilin ventral kısmı, ağız tabanı ve bukkal mukoza gibi ağız kavitesinin diğer kısımlarında da benzer lezyonlar mevcut ise, coğrafya stomatitisi olarak tanımlanır.

 

- Sıklıkla asemptomatik olabildikleri gibi coğrafik dil ve dil yanması duygusu ile birlikte olabilir. Acılı sıcak gıdalar veya sitrik asit içerikli yiyecek ve içecekler bu gibi durumlara neden olurlar.

 

- Herhangi etkili bir tedavisi yoktur. Hastalara bu durumu arttıran yiyeceklerden kaçınmaları tavsiye edilmelidir.

Herpes Simpleks (Primer herpetik gingivostomatitis)

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 42

Herpes Simpleks (Primer herpetik gingivostomatitis) Resim

 

Herpes Simpleks
(Primer herpetik gingivostomatitis)

 

- Herpes simpleks virüsü (HSV); Ağız içi boşluğunda primer veya rekürrent formda oluşan akut bir viral enfeksiyondur. HSV-1 veya HSV-2, herpes virüs hominisin iki farklı türünden biri nedeniyle oluşur. Primer herpetik gingivostomatitisin başlangıcında birkaç gün süren prodromal semptomlar mevcuttur. Bu semptomlar düşük dereceli ateş, genel halsizlik hali ve kilo kaybı ile birlikte görülen gastrointestinal bozukluklar şeklindedir.

 

- Ağız içindeki başlangıç semptomları ise dişetinin yanması veya karıncalanması veya sızlaması şeklindedir. Bu duruma sıklıkla parlak kırmızı marjinal gingivitis, eritem ve yapışık dişetinin ödemi eşlik eder. Disfaji ve servikal lenfadenopati de görülebilir.

Rekürrent Aftöz Stomatitis

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 36

Rekürrent Aftöz Stomatitis Resim

 

Rekürrent Aftöz Stomatitis

 

- Rekürrent aftöz stomatitis, aftöz ülserler olarak, genel nüfusun, % 18-27′sini etkileyen en yaygın oral mukozal hastalık olarak bilinir. Rekürrent aftöz stomatitis periyodik ağrılı ülserlerin varlığı ile karakterizedir. Tek veya çift olabilirler. Nonkeratinize oral ve orofarengeal mukozada görülebilirler. Aftöz ülserler, klinik görüntülerine göre majör aftlar, minör aftlar ve herpetiform aftöz stomatitis olarak ayrılırlar.

 

- Minör aftöz stomatitis veya ülserasyon ağız mukozasında en yaygın görülen lezyonlardır. Ülserler 2-4 mm yuvarlak ovoid şekilli, tek veya çift olabilirler. Lezyonların başlangıcından 24 saat önce karıncalanma ve yanma hissedilir. Non-keratize oral ve orofarengeal müköz membranlar üzerinde oluşurlar. Kemikte görülmezler. Sarı-gri nekrotik merkezli sığ ülserler şeklinde görülürler. Sınırları kabarıktır. Her zaman ağrılıdırlar ve 7-10 gün içinde iyileşirler. Rekürrent aftöz stomatitisteki lezyonlar Behçet, Reiter, Crohn hastalığındaki gibidir.

Mukogingival Ağrılar

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 59

Mukogingival Ağrılar Resim

 

Mukogingival Ağrılar

 

- Mukogingival ağrıyı kütanöz ağrıların genel kategorisine almakla birtakım sorular akla gelebilir. Örneğin ağrılı duyuların mukogingival ayırımında, kütanöz ağrıda olan batıcı-yanıcı özellik yoktur. Aynı zamanda, deriyle kıyaslanınca oral mukozada bulunan kaim lif sayısı daha azdır. Bununla birlikte, palatal mukoza kaşıntı ve gıdıklanma, tüm oral dokular ise yanma ve batma duyularını hissederler.

 

- Ağrılar, keskin uyarıcı karakterdedir, lokal neden kolayca lokalize edilebilir, ağrı bölgesine yapılan uyarıya cevap oluşur ve topikal anestezik uygulanmasıyla ağrı geçer. Bu nedenle süperfisyal ağrı karakterindedir. Bu çeşit ağrıların kaynaklandığı yer kütanöz ağrılara göre daha az lokalize edilebilir, çünkü oral mukozada fazla belirti yoktur, yada olanları hekim değerlendiremeyebilir.

 

- Ağız dokuları çok hassastır ve dişlerin fonksiyonel hareketiyle dil ve yanaklar zedelenebilir. Yiyecek, içecek, yanıklar, tütün, alkol, diş macunlan, gargaralar, ilaçlar, dental defektler, restorasyonlar, tüm apareyler, ağıza sokulan cisimler, diş sıkma alışkanlığı gibi pekçok faktörle yaralanma şansı artar. Ağız dokuları sistemik bozulma ya da anomalilerden etkilenir. Tükürük normalde ağzı temizlerken, stres, fiziksel düzensizlikler, hastalıklar ve birçok sıkça kullanılan ilaçtan etkilenerek miktarında azalma olur.

Mukogingival, Kütanöz Ve Glossal Ağrı Bozukluklarının Etyolojisi

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 141

Mukogingival, Kütanöz Ve Glossal Ağrı Bozukluklarının Etyolojisi Resim

 

Mukogingival, Kütanöz Ve Glossal Ağrı Bozukluklarının Etyolojisi

 

- Ağrı veya mukogingival dokuların yanma hissi dişhekimliği pratiğinde en sık karşılaşılan şikayetlerdir. Mukogingival ağrılar, süperfisyal somatik ağrılardır. Ağrı tipik olarak keskindir ve hasta ağrının hissedildiği bölgeyi tarif edebilir, ekstraoral süperfısyal somatik ağrılara benzer. Ağrı, uyaran niteliktedir. Ağrı’nın yeri, kaynağı ile uyum içindedir. Ağrı yerine yapılan lokal anestezikler ağrıyı geçici olarak dindirirler. Hasta genellikle yanma hissi hisseder.

 

Kütanöz ağrı ise genellikle, kaşıntılı, batıcı, yanıcı ağrı şeklinde tanımlanır ve şikayetin yoğunluğuna bağlı olarak değişir. Uyarıyla başlayan ağrı ilk olarak, hızlı, keskin, batıcı bir ağrı olarak hissedilir. Bu ağrının blokajı A-lifleriyle sağlandığından, ilk duyumların A-delta nosiseptif nöronlarıyla iletildiği düşünülür. İlk batıcı uyarı hafifçe gecikmiş, daha az keskin, daha az nitelikte lokalize olan ve muhtemelen C-lifleriyle iletilen yanıcı bir ağrı tarafından takip edilir.

Akut Nekrozitan Ülseratif Gingivitis (Anug)

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 90

Akut Nekrozitan Ülseratif Gingivitis (Anug) Resim

Akut Nekrozitan Ülseratif Gingivitis (Anug)

 

- ANUG spesifik etyolojisi ve görüntüsü olan yaygın bir dişeti iltihabıdır. Etkilenen dişetleri, serbest dişeti ve interdental papilla ile sınırlıdır. Hastalık yakın temasta yaşayan kişilerde epidemiler şeklinde gelişebilir. I. Dünya savaşı sırasında böyle vakalar gözlemlenmiştir. Genç ve orta yaşlı kişilerde yaygındır. ANUG’ un etyolojisinde fusiform basiller ve spiroketlerin simbiyotik infeksiyonu rol oynar. Vücut direncinin düşmesi nedeniyle infeksiyonlara eğilimin artması, kötü ağız hijyeni, sigara içimi, yetersiz beslenme, yorgunluk hali gibi durumlar predispozan faktörlerdir.

 

- ANUG’lu hastalar, sıklıkla şiddetli ağrı nedeniyle yemek yiyememekten ve çoğunlukla baş ağrısından şikayet ederler. Genel kırıklık ve düşük dereceli ateş görülür. Hastalık ağrılı hiperemik dişetleri ve interdental papillada erozyonlar ile karakterizedir.

 

- Lezyonlar kolay kanarlar ve gri nekrotik pseudomembranlarla kaplıdırlar. Ayırıcı tanı primer herpetik gingivostomatitis ile yapılır. Ayırım açıktır. Herpetik infeksiyonlar genellikle çocukluk çağı hastalığıdır. ANUG, çocuklarda sık görülmez.

Yumuşak Bağ Dokusu Ağrıları Nedir

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 38

Yumuşak Bağ Dokusu Ağrıları Nedir Resim

 

Yumuşak Bağ Dokusu Ağrıları Nedir?

 

- Ağız ve yüzün, yumuşak bağ dokusundan kaynaklanan ağrıları iskelet-kas ağrılarının önemli bir alt grubunu oluşturur. Bu yapıların ağrıları genellikle inflamatuar olup, ağrının kaynağının belirlenmesini sağlayacak olan diğer inflamasyon belirtileri ile

benzerlik gösterirler.

 

- Ağrı kas ağrısına oranla daha stabildir ve belli bir zaman zarfında oluşur. İnflamatuar eksuda oluştuğunda ağrının yoğunluğu artar ve nabızsal tarza dönüşür. Penetrasyon, yırtılma ya da cerrahi drenajla boşalınca, ağrı yoğunluğu azalır ve nabızsal özellik ortadan kalkar. İnflamatuar şişkinliğe bağlı olarak disfonksiyon oluşabilir. Doğru tedavi ile inflamatuar olay çözülür.

 

- Tanım olarak selülitis; özellikle gevşek bağ dokusunun purülent inflamasyonu olarak gözlenen selüler dokunun inflamasyonudur. Ağız ve yüzün derin dokularını da içeren pek çok purülent inflamatuar durum selülitis olarak adlandırılır. Farklı tip ve lokalizasyondaki selülitik içerikler özel türlerde olabilir. Ağrının yoğunluğu; akutluğa, yayılma hızına, dokuların gevşekliğine ve inflamatuar eksüda birikimine bağlıdır. Bölgesel LAP ve sistemik etkilerde olduğu gibi manuel palpasyon da önemli bilgi verir. Yayılım fasya düzlemlerini takip eder.

Periostal Ağrılar

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 70

Periostal Ağrılar Resim

 

Periostal Ağrılar

 

- Kemiğin tersine, periost, duyu reseptörlerince zengin olup, basınca ve baskı kuvvetine kısmen hassastır. Periost dokusunun mekanoreseptörleri alttaki kemik dokusu için proprioseptif girdi sağlarlar. Periostun zararlı stimulasyonu, nosisepsiyon ve cevabi kas etkileri için yüksek potansiyele sahiptir. Periosttan kaynaklanan ağrı kaynakları, zararlı uyarandan orantısız bir şekilde daha büyüktür.

 

- Periostun inflamatuar durumları yaygındır. Yaralanma ya da yüzeyel infeksiyon nedeni ile primer osseoz durum olan periosteitis oluşabilir. Akut supuratif periosteitis ağrılı olabilir. Kemiğin yüzeysel kortikal tabakasının tutulumu ile, ayrıca yoğun olan subperiostal yayılım görülebilir. Daha derinlere yayılırsa osteomyelit oluşabilir. Belirgin kemik konturları ve ekzositozlar periosteitise aday yapılardır.

Alveolit Ağrısı

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 26

Alveolit Ağrısı Resim

 

Alveolit Ağrısı

 

- Akut dental osteitis veya alveolit denen bu durum, diş çekimini takiben oluşabilir. Bu inflamatuar durum, alveolun kortikal kemiğinin ve periodontal ligament artıklarının infeksiyonu sonucu oluşur. Bir fıbröz eklemin parçaları olarak, bu yapılar hem mekanoreseptör hem de nosiseptör yönünden zengindir. Bu nedenle diğer kemiksel yapılardan daha fazla nosiseptif cevap verip, cevabi kas etkilerini başlatmak için kapasiteleri vardır ve sekonder uyarıcı etkiler gösterirler.

 

- Bir çok dişi içeren sekonder ağrı, hassas dişeti ve deri noktaları, hassasiyet bölgeleri, ve çiğneme kaslarını tutan kas spazmlan oluşturabilir. Alveolit ağrısı, özellikle temporal ve masseter kaslarını tutan miyofasiyal ağrı tetik noktalarını uyarabilir. Bu tetiklerin ağrısı başlangıç noktası içinde ya da yakınında hissedilebilir. Bu nedenle çekim bölgesinden devam eden çekim ağrısı ile karıştırılabilir. Doğru tedavi için primer ve sekonder ağrıların ayrılması hayati önem taşır.

İskelet – Kas Ağrıları

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 40

İskelet – Kas Ağrıları Resim

 

İskelet – Kas Ağrıları

 

- Ağız ve yüzden kaynaklanan iskelet-kas ağrıları; periodontal, odontojen ağrılar, kas kaynaklı ağrılar, TME ağrıları ve ağız ile yüzün diğer iskelet kas ağrıları olmak üzere gruplara ayrılmıştır. İskelet-kas ağrıları derin somatik ağrılardır ve büyük bir alt bölümü oluştururlar. Ayrıca, iskelet-kas kaynaklı olduklarını belirleyen özellikler gösterirler. Ağrı fonksiyonel ihtiyaca bağlıdır.

 

- Ağrı bölgesine yapılan manuel palpasyon veya fonksiyonel manipülasyon ile aşamalı bir yanıt oluşturur ve ağrının sübjektif lokalizasyonu değişkendir.

 

- Ağız ve yüzün diğer iskelet-kas ağrılarının türleri ise;

 

1) kemik ağrıları,
2) periostal ağrılar,
3) yumuşak bağ dokusu ağrılarıdır.

 

- Kemik ve bağ dokusu yapıları biyokimyasal fonksiyonlarla daha az ilişkili olduğundan, proprioseptif olarak daha az innerve edilmişlerdir, bundan dolayı da sübjektif olarak belirlenebilmeleri daha zordur. Ayrıca böyle yapılardan kaynaklanan ağrılar, kas ağrılarını başlatmaya daha eğilimlidir.

 

- Ağız ve yüzün kemik yapılarından kaynaklanan ağrılar, TME ve periodontal yapılara özel olup, iskelet-kas ağrısının diğer bir ana bölümünü oluşturur. Bu ağrılar genellikle; yaralanma, infeksiyon veya cerrahi gibi olaylar sonucu inflame hale gelebilirler.

Kas Kaynaklı Çiğneme Ağrıları

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 44

Kas Kaynaklı Çiğneme Ağrıları Resim

 

Kas Kaynaklı Çiğneme Ağrıları

 

- TME rahatsızlıklan sonucu en sık görülen ağrı çiğneme ağrısıdır. Artraljik çiğneme ağrısı, TME’den; myaljik çiğneme ağrısı ise çiğneme kaslarından kaynaklanır. Miyojen çiğneme ağrıları bir kaç tür kas ağrısının habercisi olabilir. Farklı kaslarda, farklı tedaviler uygulandığından etkili tedavi için doğru teşhisin konması çok önemlidir. Bu ayıncı tanılar aşağıdaki gibidir;

 

1. Koruyucu sabitleme ağrısı

 

- Lokal ağrı, kasın aktif olarak kasılması ile oluşur ve genellikle zayıflık hissi duruma eşlik eder. Kullanımla oluşan ağrı ve zayıflık hissi nedeni ile disfonksiyon oluşur.

Kas – İskelet Sistemi Ağrıları

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 27

Kas – İskelet Sistemi Ağrıları Resim

 

Kas – İskelet Sistemi Ağrıları

 

- Orofasiyal dokulardan kaynaklanan miyojen ağrılar, derin somatik türdeki iskelet kas ağrıları sınıfında yer alırlar. Ağrı künt ve azalan özelliktedir. Bu ağrılann sübjektif lokalizasyonu çeşitli ve yaygın olup, ağrının lokalizasyonu kaynağını belirlemeyebilir. Ağrı bölgesine yapılan uyanma verilen cevap yoğunluğa bağlı olabilir, ama lokalizasyona bağlı değildir. Santral uyancı etkiler genellikle ağrıya eşlik eder. Bu bulgulara ek olarak, iskelet kas ağrısında, ağrının fonksiyonel ihtiyaçlarla bağlantılı olduğu, ağrı bölgesindeki manuel palpasyon veya fonksiyonel manipulasyonun cevabı etkilediği bilinmelidir.

 

- Miyojen ağrılar az ya da çok hareketlilik gösteren ani başlangıç, hız değişimi, tekrarlama ve çeşitlilik özelliklerine sahiptirler ve en sık boyun, kafa ve yüz bölgesini etkiler. Odontojen ağrı en sık rastlanan orofasiyal ağrı olduğundan, yüz ve çevresinden gelen ağrının, aksi kanıtlanana kadar diş kaynaklı olduğu düşünülmelidir, diş kaynaklı olmadığı anlaşıldığında da kaslan etkileyen ağrı olabileceği düşünülmelidir. Primer kaynak kas kaynaklı olmasa bile, santral uyancı etkiler kaslarda etki gösterir. Bu şekilde diğer ağrı çeşitlerinin komplikasyonu olarak kaslarda da ağrı oluşur.

Kas Ağrısının Genel Özellikleri

Yazar: ByLucky Yorumlar: 0 Gösterim: 42

Kas Ağrısının Genel Özellikleri Resim

 

Kas Ağrısının Genel Özellikleri

 

- İskelet kaslarının uyarımıyla künt bir ağrı oluşarak, kasların içinde ve yaygın olarak hissedilir. Bu ağrılar A-delta lifleri ve C-lifleri tarafından iletilir. Yoğunluktaki artış, sumasyon etkisine bağlıdır. Kas ağrısının gerçek kaynağına bağlı olmaksızın, kası geren veya gerginliğini arttıran hareketler hastanın ağrısını arttırır. Eğer pasif hareket ağrılıysa, bir ya da daha fazla anormal kas hassasiyetli bölgenin varlığı düşünülmelidir.

 

- Belirgin preauriküler ağrı, alt çenenin 5 dakika boyunca öne itilmesiyle oluşabilir. Bu tür bir denemede göz önünde bulundurulması gereken; preauriküler bölgede ağrı olsa da, dokunmada hassasiyet ve çene hareketlerinde kısıtlılık olmayabilir. Dişlerin 30 dakika boyunca sıkılmasıyla, kas ağrısı başlatılabilir. Oluşan bu ağrı sadece iskemiye bağlı değildir.